Caffein Makes For Busy Bees

7 square slabs cast in cement (45cm x 45cm x 3cm), 7 plinths made of wood and pdf (45cm x 45cm x 85cm), paper coffee cups, cement, beeswax, household waste


Coffee consumption as morning ritual is an essential part of my workday. Like bees to honey, I start my day with a visit to the local coffee shop. The foundation of this piece is the paper cups zestfully emptied of their liquid contents and accumulated over the course of this ritual.

Each paper cup is distinctively cut, and transformed to simulate an organic form, a flower. The promise of a second chance to exist through metamorphosis is at the crux of a set of playful operations.

Paper cups are indecorously covered in concrete, grey or white, to multiply variations of form and color. Thin crusts of concrete are then embalmed in beeswax to fortify the cups and reinforce their structure. Two elemental building materials, one made by man and the other processed in a bee’s abdomen, are thus brought together to create new container units. Cups are now foundations, quite literally, prepped for further construction.

Final operation is to build structures from household waste in each transformed cup. Plastic bottles, bags, glue tubes, jars, bottles, cans, glass and paper are harvested, sorted, and organized as building blocks to be used for the erection of constructivist carpels in every single flower unit. Through this diversion consumption is set to serve production. As such consumer detritus in passage is contained in its new habitat as still-life, as art — aptly blurring the distinction between high and low culture. In their new state of being the cups become holders of solid structures.

Collectively these architectural microcosms constitute the fabric of a honeycomb city, or perhaps, a callous beast that must surrender all its flowers to concrete through which the viewer is invited to wander, like a caffeinated flanuer…

Masters At Work

Mixed media on foam board (13.5cm x 13cm x 1cm) in 15 shadow boxes made of wood and plexiglass (22.5cm x 22.5cm x 5cm), 


Masters At Work
series takes its cue from details of the city where things don't come together quite as they should. Much like a frustrated city-planner, I capture these clumsy moments in photographs and produce models from these images using a range of materials, ultimately transforming these mistakes into objects of desire.

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar // Fatoş Üstek

Irmak Canevi ve Zeren Göktan'ın iki kişilik sergisi, birbirine atıfta bulunma geleneğini cağırıştırıyor. Aşık atışması olarak bilinen ve genellikle şairlerin ve müzisyenlerin birbiri ile girdiği yaratıcı konuşma, Canevi ve Göktan için bir atışma ve rekabetten öteye geçiyor. Serginin kurulumu ve sergilenen işlerin niteliği göz önüne alındığında, iki sanatçı şehir ve ev kavramları üzerine birbiri ile ilişkili, fakat iki farklı yorumu biraraya getiriyor.

Canevi, şehrin dokusundan ve geleneklerinden ilham alarak ürettiği işlerinde, müdahale edimine başvururken; Göktan şehre dair kurgu ile karışık bir güzelleme dizisi üretiyor. Canevi'nin fiziksel müdahaleleri, Göktan'ın düş ile gerçek arası kompozisyonları ile tezat oluşturuyor. Bir sanatçı, şehri yeniden şehrin ürettiği atıklarla kurgularken, diğer sanatçı şehrin öznelerini beklenmedik olayların içerisinde gelisigüzelmişcesine kaydediyor. İki sanatçı da kullandıkları teknik birbirinden oldukça farklı olsa da, görüntü kavramını irdeliyor. Bir diğer deyişle, iki sanatçı da imgeler üreterek aidiyet, yüzey, temas kavramlarına kurgu ve gerçek ekseninden yaklaşıyor.

9 adet beton tabla, 9 adet ahşap ve mdf kaideden olusan Arılar Da Kafein Sever, 2017 işi, karışık teknik kullanılarak üretilmiş bir şehir peyzajı. Kağıt kahve bardaklarının beton ve balmumu ile degiştirilmiş formları, yeni dönem şehir mimarisine atıfta bulunuyor. Arılar da Kafein Sever, Canevi'nin kurgu şehrinin bir diyoramasını oluşturuyor. Tablalar'ın üzerindeki desenler, büyük bir şehrin ana caddelerini ve sokaklarını anımsatırken, dönüştürülmüş her kağıt bardak mimari yapıların yerine geçiyor. Canevi'nin kurguladığı şehir sadece yüzeyler ve formlardan oluşuyor, şehrin ikamet edenlerine dair hiç bir iz taşımıyor. Göktan'ın fotoğrafları ise, şehrin öznelerini direk ve dolaylı yollardan betimliyor. Arka Bahce, 2017 dizisi çocukları ve şehrin oyunla ilişkisini kadrajına alırken, Yuva dizisi şehirde barınan diğer canlıları ikametgahları ile portreliyor. Göktan'ın fotoğrafları kurgulanmış olmalarına rağmen anlık yakalanmış hissi veriyor. Sergiye ismini veren telefon numarası, 0 536 075 56 83 Göktan'ın Arka Bahce serisinden bir fotografda yer alıyor. İki sanatçı, bu numaradan ilham alarak, ortak ürettikleri ses işinde hayalini kurdukları şehrin beyaz gürültüsünü izleyici ile buluşturuyor.

Şehir ve ev kavramları, birbirinin içine geçmis, aynı gibi görünen iki farklı beden olarak tanımlanabilir. Bu iki bünye kendi içinde farklı kavram ve duyguları üretir. Şehir, dokusu ile tanımlayan, sıradışı, olaylı ve akışkan bir kimliğe sahipken; ev, bir korunak ve ikamet eden icin öncelikli tanım alanıdır. Ev öznel bilincin şekillendirdiği alanken, şehir izlenimlerin, düşlerin, kurgu ve gerçekliğin iç içe geçtigi arka bahçedir. Ev'in her parçası ayrı bir duygu uyandırırken, kişinin özgürlüğünü ve kendi ile birebir karşılaşma ve öncelikli aidiyetini oluşturduğu mekandır. Bu ikilik özellikle Gaston Bachelard'ın Mekanın Poetikası başlıklı kitabında derinlemesine incelenmektedir. Bachelard, zamanın aksine mekanın anılar ürettiğini savunur. Deneyim zamana degil mekana, öznenin ilişkide bulunduğu alana göre şekillenir. Bu mekanlarda birinci tekil yaklaşım nasıl üretiliyorsa, mekanın algısının, öznenin deneyiminin ona göre şekillendiğini öne sürer. Canevi'nin Arılar Da Kafein Sever işi kendini ele vermeyen, dışavurduğu yüzeyleri ile ilginç ve bir o kadar da ikircikli alanları birbirine ekleyen bir kurguya sahiptir. Göktan'ın fotoğraflarında ise absürdite ve mizaç ön plana çıkmaktadır. Fotoğrafları ile çok katmanlı kısa hikayeler kurgular, şehri ilişkilerin değiş tokuş edildiği, değerlerin birbirine karşı ve birlikte üretildiği bir oyun alanı olarak üretir. Bu alanlar içinde özneyi yalnız bırakır, tekil ve içinde bulunduğu, içine girdiği alanla tanımlar. Canevi'nin post-yapısal yaklaşımı şehri parçalarına bölüp yeniden üretirken, Göktan o parçaları birbiri ile iç içe sunmayı tercih eder. Usta İşi, 2017 serisi Canevi'nin topladığı şehir izlenimlerini yeniden ürettigi mekanlar olarak tanımlanır. Şehir yüzeylerine yeni katmanlar ekleyerek, bedeninden kopmuş parçaları yeniden yorumlayarak şehre geri katar. Göktan, bir izlenimcinin inceliğinde konusuna yaklaşır, sehir yüzeylerinin olmazsa olmazı telefon numaraları, sehir dokusunun son donemde bir parçası olan tedarikli oyun ve egersiz alanları, yarı terkedilmiş ya da gelişigüzel düzenlenmiş sosyal mekanları imler.

0 536 075 56 83 sergisi iki sanatçının bir şehre,ya da bütün olmayan sehirler grubuna bakışını bir araya getirir. Sonuçta, her mekan, zihinsel bir deneyimdir ve düşler ile hayal edileni, anımsananla hakikati bir araya getirir.

using allyou.net